İnsan Ne Çabuk Unutuluyor
Bazen durup düşünüyorum; insan ne çabuk unutuluyor.
Bir zamanlar hayatımızın içinde olan insanlar, yıllar geçtikçe bir fotoğrafın, eski bir eşyanın ya da hiç beklemediğimiz bir anda aklımıza gelen bir cümlenin içinde kalıyor.
Oysa bir zamanlar ne kadar yakındılar.
Seslerini bilirdik, nasıl güldüklerini, hangi yemeği sevdiklerini, sinirlendiklerinde nasıl sustuklarını… Hayatımızın sıradan bir parçasıydılar. Sonra zaman geçti. Herkes kendi hayatına dağıldı.
Bazılarıyla araya mesafeler girdi, bazılarıyla kırgınlıklar. Bazıları ise artık sadece geçmişte kaldı.
Bunu en çok eski fotoğraflara bakarken hissediyorum.
Bir fotoğrafta herkes gülümsüyor. O anın içinde kimse geleceği düşünmüyor. Birkaç yıl sonra kimin nerede olacağını, kimin hayatımızdan çıkacağını bilmiyoruz. Fotoğraf aynı kalıyor ama insanlar değişiyor.
Belki hayatın en ilginç tarafı da bu.
Biz yaşarken her şey sonsuza kadar sürecekmiş gibi geliyor. Bir evin, bir arkadaşlığın, bir sohbetin, aynı sofrada oturmanın hep devam edeceğini sanıyoruz. Sonra bir bakıyoruz, üzerinden yıllar geçmiş.
Çocukluğumdan kalan bazı şeyleri hatırlıyorum. Bir evin kokusu, akşamüstü sokaktan gelen sesler, kapının önünde bekleyen birileri… O günlerde bunların sıradan olduğunu düşünüyordum. Şimdi dönüp bakınca, insanın en çok özlediği şeylerin aslında o sıradan günler olduğunu anlıyorum.
Hayat büyük anlardan çok, küçük ayrıntılardan oluşuyormuş.
Birinin “Geldin mi?” diye sorması, mutfaktan gelen çay kokusu, uzun bir akşam sohbeti…
Sonra bunların hepsi birer hatıraya dönüşüyor.
Belki insanın elinde sonunda sahip olduğu şey de bundan ibaret. Yaşadığı günler ve başkalarının hayatında bıraktığı küçük izler.
Bu yüzden artık bazı şeyleri daha fazla ertelemek istemiyorum.
Aramak istediğim insanı aramak, söylemek istediğimi söylemek, sevdiğime sevgimi göstermek…
Çünkü hayat, “sonra yaparım” demek için sandığımızdan daha kısa.
Bir gün biz de geçmişte kalanlardan biri olacağız.
Belki bir fotoğrafın içinde, belki eski bir evin hatırasında, belki birinin aklına gelen kısa bir anıda…
Bence önemli olan çok uzun hatırlanmak değil.
Birinin yüzünde güzel bir gülümseme bırakabilmek.
Gerisi zaten zamanın işi.
İnsan ne çabuk unutuluyor.
Ama bazı insanlar, az hatırlansalar bile güzel hatırlanıyor.
Sanırım asıl mesele de bu.